"Siir, insanlarin yasadiklari anlara, duygularina, onlarin
içeriklerine isim koyma sanatidir."


Attilâ Ilhan


Ulusal Bilesim


Attilâ Ilhan siiri sorgulandiginda, altinin ilk çizilmesi gereken sey, 40\'li yillardan gelen bu sairin nasil olup da siirlerinin her dönemde bu denli popüler olabildigidir. Bunun yaniti \'bilesim\'dir. Attilâ Ilhan siirleri bilesimlerden olusur. Ayni zamanda Türk ve Batili olmayi basaran estetik bir bilesimdir anlatilmak istenen. Sair, Halk ve Divan Edebiyati kaynaklarindan yararlanarak çagdas bir içerik üretmeyi amaçlar ve bunu "ulusal bilesim" olarak adlandirir. Geçmisi reddetmek yerine onu elestirir, irdeler ve sanat teknigine iliskin özelliklerden yararlanarak çagdas bir zemine oturtur.


Attilâ Ilhan, altinci siir kitabi Yasak Sevismek\'le beraber kendi siir olusumunun tamamlandigini söyledigi özgün sentezini söyle tarif ediyor: Batidan, halk siirinden, toplumcu siir geleneginden ve divan siirinden bütün alinmis unsurlarin bir araya getirilip bundan özgür bir sentezin çikarilmasi. Ulusal bilesim kavrami içerisinde Divan Edebiyati ayagini biçimsel tercih olarak ele alirken, kendi imge yapisiyla aruzun içine aruza ragmen yerlestirdigi görkemli sesi yakalamaya çalisir ve kendi siirini kurmayi dener. Halk siirinin etkilerini de yitirmeksizin, yüceltilmis bir estetigin malzemesinin folklordan alinabileceginin altini çizer ve bu sentezde içerigin çagdas olmasinin en önemli gereklilik olduguna isaret eder.


Siirlerinde imge ön plandadir. Imge sistemini, ozanin nesnel gerçegi öznel merceginden geçirip kelimelere aktaris biçimi olarak tanimlar. Ona göre imge, misra birimiyle birlikte somutlasmis olarak siirin özüdür.


Attilâ Ilhan siirlerinin çarpici ve kalici olmasini saglayan öge, hem tek tek dizelerde bir seyin anlatilmasi, hem de siirin bütününde baska bir anlama ulasilmasidir. Siirlerinde sürekli olarak bir yenilik pesinde kosarken, varolanin üzerine eklemeler yaparak Attilâ Ilhan siirinin bütünlügünden uzaklasmaz.



Çagdas Sosyal Sair


Estetik ve sosyal sentezini bir bütün olarak yapabilenleri çagdas sosyal sair olarak gören Attilâ Ilhan, içerigin hangi sanat yoluyla açiklanmasi gerekiyorsa onun kullanilmasi gerekliligini belirtir. Fikir sentezi ve estetik sentezi tamamsa hepsinde bir ortalama tutturmak mümkündür. Ona göre siir zekayla yazilmaz, yazilsa siir olmaz. Siir bir "vergi"dir.
siirleri konu olarak



Zeka ve Siir


Bilginin siirdeki rolüne çok önem veren Attilâ Ilhan, zekayla siir yazmanin bilgi sahibi olup da o siiri kendi hassasiyetiyle yazmaktan çok farkli oldugunu gözlemler. Zekayla siir yazilmaz, yazilirsa siir olmaz. Duyguya gerek vardir.



Yeni Nesil Sairler


Yeni sairlerin kitaplarinin çok satmamasini birkaç nedene bagliyor Ilhan; yeni sairlerin çogunun dili anlasilmiyor, söyleyecekleri yeni bir sey yok, birinin siirini ötekinin diye yutturmak mümkün. Insanlarin yasadiklarina, duygularina , onlarin içeriklerine isim koyma sanatiysa siir, tabii ki anlasilir olmalidir, halkin dili olmalidir. Halkin karsisina post modern diye olmadik bir Amerikalinin tarzinda, çeviri gibi bir siir koyarsan onda hiçbir seyi tanimaz.


Attilâ Ilhan\'in gerek siirlerinde gerekse roman, deneme ve senaryolarinda çok farkli temalari ele aldigi görülür.



o Ask
o Atatürk
o Aydin
o Edebiyat
o Gerilim
o Kadin
o Laiklik
o Nostalji
o Ölüm
o Özgürlük
o Cinsellik
o Sosyalizm
o Tehlike



Ask


" Ask suç ortakligidir."
Attila Ilhan aski bir egitim olarak nitelendiriyor. Asik olmak, cinsellik bunlarin tümünün ögrenilebilir seyler oldugunu savunuyor. Aski çok çiplak tarif etmek gerektigindey se; cinsel çekimin yüceltilmesi olarak nitelendiriyor.